24 Nisan 2008 Perşembe

25 NİSAN ANZAK GÜNÜ

Dünya savaş tarihinde özel bir yeri olan Çanakkale Zaferi, vatanı uğruna kanını, canını tereddüt etmeden feda etmeye hazır evlatlara sahip bir milletin, sonsuza kadar şerefle yaşayacağının katını olarak anıtlaştı.
Bu destansı savaşta, Türk'ün gücünü ve vatan sevgisini tüm dünyaya kanıtlayan Mehmetçik, İngilizler'e destek amacıyla Birinci Dünya Savaşı'na katılan Anzaklar'ın hafızalarında da derin izler bıraktı.
Savaş sırasında yaralı askerlerini, Türk siperine yakın ve açık bir araziden geçirerek taşımak zorunda kalan Anzaklar, Türk siperlerinden hiçbir müdahaleye ve atışa maruz kalmadı. Siperlerden başını çıkararak Anzaklar'ı izleyen Mehmetçik'in bu davranışı, savaş sırasında gösterilen tam bir insanlık örneğiydi.
Bir dönem Türkiye'nin Avustralya Büyükelçiliği görevinde bulunan Baha Vefa Karatay'ın, Çanakkale Savaşları'na katılan Anzaklar'ın anılarını anlattıkları mektuplardan yola çıkarak yazdığı ''Mehmetçik ve Anzaklar'' adlı kitabından derlenen bilgiye göre, Gelibolu Yarımadası'nda 93 yıl önce 14. Sahra Hastanesinde er olarak görev yapan E.H. Darby, önce düşman, sonra dost olduğu ülkenin kahramanları Mehmetçiklerle ilgili düşüncelerini, ''Türk askerleri yalnızca dünyanın en cesur, en iyi savaşçıları değil, aynı zamanda en centilmen askerleridir'' sözleriyle dile getirdi.
Savaş başladığında henüz 17 yaşında olan, ancak askere alınmak için yaşını 21 olarak büyüten Darby, mektubunda, görev yaptığı hastanenin yakınına yanlışlıkla düşen üç mermi için Türk komutanlığının açıklama yaparak, özür dilediğini ifade etti.
Çanakkale Savaşları'na Yeni Zelanda 28. Topçu Taburunda katılan Üsteğmen George D. Shawe da savaştan 44 yıl sonra geldiği Gelibolu Yarımadası'nda, çarpışmalarda kıl payı kurtulduğu mevziyi bir kez daha görebilme arzusuyla gerçekleştirdiği gezisinde, farklı duygular içindeydi.
''Türk askeri, Gelibolu'daki kahramanlığını Kore Savaşları'nda, Birleşmiş Milletler kuvvetleri içindeki mümtaz durumlarıyla yine göstermişlerdir'' diyen Shawe, Gelibolu ziyaretinde Mehmetçikler'in torunlarının, kendisinin Avustralyalı bir Anzak olduğunu öğrendiklerinde gösterdikleri yakınlık ve konukseverliğin, hayatı boyunca unutamayacağı derin izler bıraktığını belirtti.
MEHMETÇİKLE EL ELE VEREN ANZAK ASKERİ
1 Mayıs 1915'te 1. Avustralya Tümeninin 2. taburuna takviye için gönderilen askerler arasında yer alan çavuş L.H. Barlett ise bu savaştan belki en duygusal şekilde ayrılan askerlerden biriydi.
Barlet, Mehmetçik'in 19 Mayıs günü başlattığı büyük taarruzda, Türkler'in gösterdikleri cesareti ve ''Ya zafer ya ölüm'' yönündeki inancını takdirle izlediklerini ifade etti.
Bu savaştan 5 gün sonra, taraflar arasında yapılan 9 saatlik ateşkeste ölülerin gömülmesine çalışıldığı sırada, Mehmetçik ile temas etme imkanı bulduklarını ve onlara samimi bir şekilde ''Coni Türk'' diye hitap ettiklerini anlatan Barlet, 6 Ağustos tarihinde Anzaklar'ın yaptığı taarruzda bacağından yaralandı.
Yaralı bir subayın çantasında bulduğu elektrik fenerinin ışığında yarasını sarmaya çalışan Barlet, yanına gelen kendisi gibi bacağından yaralı Türk askeriyle birlikte el ele vererek bulabildikleri sargılarla diğer yaralıların yaralarını sardılar, kurumuş dudaklarına mataralarda kalan suları damlattılar.
Barlet ve Mehmetçik, savaşlarda düşman tarafların askerleri arasında az rastlanabilecek bir centilmenlikle el sıkışarak ayrıldılar.

Ülkelerinden binlerce kilometre yol katederek, 93 yıl önce atalarının savaştığı toprakları görmek için Gelibolu Yarımadası'na gelen Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar, yarımadadaki anıt ve mezarları ziyaret ediyor. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı'ndaki Şehitler Abidesi, Anzak Koyu, Tek Çam Anıtı (Lone Pine), 57. Alay Anıtı ve Conk Bayırı'nda 24-25 Nisanda düzenlenecek anma törenleri öncesinde yarımadaya gelen iki ülkenin vatandaşları, atalarının, "Mert" olarak nitelendirdikleri Türk askerleriyle tanıştıkları toprakları gezerken duygulu anlar yaşıyorlar.
Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar, tarihi yarımadada kanlı savaşların yaşandığı çıkarma alanlarını ve siperleri profesyonel rehberler eşliğinde gezip, Çanakkale Savaşları tarihini de öğreniyorlar.
Anzakların en yoğun ilgi gösterdiği yerler arasında ise Tek Çam, Yeni Zelanda Anıtı ve Anzak Koyu bulunuyor.
Turistler, fotoğraf makinesi ve kameralarla, savaşların yaşandığı yerlerde atalarının mezarlarını görüntüleyip, ülkelerindeki yakınlarına anı olarak götürüyor.
Atatürk'ün sözü Anzakları duygulandırıyor
Gelibolu Yarımadası'ndaki savaştan 19 yıl sonra, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türkiye'ye işgal için gönderilip, can vererek bedenleri bu topraklarda kalan askerler için söylediği, "Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır" sözleri Avustralyalı ve Yeni Zelandalıların torunlarını duygulandırıyor.
Birinci Dünya Savaşı'nda, İngilizlere destek vermek amacıyla oluşturulan birliklere Anzak (Anzac) adı verilmişti. Anzac, Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu anlamına gelen (Avustralia and New Zeland Army Corps) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen bir kısaltma




















16 Nisan 2008 Çarşamba


KUTLU DOĞUM HAFTASI



Asırlardır Müslümanlar, Yüce Yaratıcının son mesajını insanlara duyurmak, öğretmek ve mesajın içerdiği konularda insanlara örneklik etmekle görevlendirilen Hz. Peygamber’in hayatını araştırmaya ve öğrenmeye büyük önem vermişler, bu amaçla O’nun doğumunu, miracını ve irtihalini anlatan şiirler, naatlar, mersiyeler kaleme almışlar ve ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır.
1989 yılına kadar ülkemizde Hz. Peygamber’in doğumu, Kameri Takvime göre Rebi’ül Evvel ayının 12. gecesinde camilerde mevlit, Cuma günü de hutbe okunarak ve vaazlarda konu halkımıza anlatılarak Mevlid Kandili adı altında kutlanmıştır.
Yüce dinimiz İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak prensipleri konusunda halkımızı doğru/sahih bilgilendirmeyi, manevi ve ahlaki değerlere bağlılığı arttırmayı amaçlayan Diyanet İşleri Başkanlığı, Kutlu Doğum haftası kutlamalarında; bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak, milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi gaye edinerek; Hz. Peygamber’i bütün yönleriyle daha iyi tanımayı, tanıtmayı, anlayıp anlatmayı, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrıyı güncelleştirilerek hayatımıza yansıtmayı, güzel ahlakını davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapmayı, toplumda peygamber sevgisini yaymayı, birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı ve yardımlaşma duygusunu güçlendirmeyi, bu vesile ile toplumu din konusunda aydınlatmayı, İslam'ın mesajını, Peygamber’imizi merkeze alarak, yediden yetmişe toplumun her kesimine bilimsel ve anlaşılabilir bir üslup ile ulaştırmayı hedef olarak belirlemiştir
Hazret-i Peygamber’i ve O’nun insanlığa takdim ettiği değerleri, İslam’ın aydınlık bilgisini/mesajını doğru ve sahih bilgiler ışığında, seçkin, güvenilir ve alanında ehil şahsiyetlerin katkılarıyla vatandaşlarımıza daha etkili ve yaygın bir şekilde anlatmak/tanıtmak amacıyla, ilk defa Başkanlık ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında Kameri Takvim, 1994 yılından itibaren de, Peygamberimizin Miladi doğum günü olan 20 Nisan tarihi esas alınarak Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri yapılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bütün il ve ilçelerde değişik konularda panel ve konferanslar düzenlenmiş, 1994 yılından itibaren de hafta içerisinde sempozyum düzenlenmeye başlamıştır.
Bu haftanın önceki yıllarda 20-26, 16-22 Nisan gibi tarihlerde yapılmasının, Milli Bayramımız olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na alternatif kutlama olarak gösterilmesi gibi hiç de doğru olmayan bazı değerlendirmelere yol açması veya böyle algılanmayı besleyen bazı tedahüllerin bulunduğunun görülmesi üzerine, Başkanlığımızca etkinliklerin il ve ilçelerde mülki amirlerin onayı dahilinde, müftülerin başkanlık ettiği komitelerin yönetiminde ve Başkanlığın ilgili genelgelerine uygun olarak 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılması ve bu tarihlerin dışına taşınmaması karar altına alınmıştır.